Verilecek cevabın yoksa sorulacak sorulara, Sorunların yol, Yolun dar olur, geniş zamanlarda… Yola devam edeceksen, Darlığın genişliğini tanıyacak,...
Artık yazmıyorum, Yazmak mı istemiyorum, Yazamıyor muyum bilmiyorum… Bildiklerimin bilinmeyenleriyle boğuşurken soğuk yaz sıcağında, Ne yazasım var sana, Ne de sen yazdırıyorsun bana… Kışın gelmesini bekliyorum, Yazamazken… Isıtan soğuk geceleri gözlüyorum, Seni ararken… Ve son satırlarım geçerken...
şayet internetiniz gün boyu açıksa,ayda 500 dolara yakın geliriniz olabilir...altakki adrese girmeniz yeterli...http://www.search-earn.com/grylmzdeneyin derim
Yıl 2003,bugün düşününce bir asır geçmiş sanki üzerinden, hatta üzerimden...4 yıllık mükemmele yakın üniversite hayatımın son günü,mezuniyet töreni...ve ilk sahne alışım:Dçekim her ne kadar berbat...
Sor… Önce kendine, Nedenini bilsen de… Sor… Önce kalbine, Neredeydi diye… Sor… Bilmediklerini öğrenmek, Görmediklerini kavramak için… Bildiklerini bildirmek, Gördüklerini göstermek için… Sor… İlk olarak kendine, Ve önce kalbine sor… Sonra, Verilmesi için en gizli amellerin, Hesabını sor, sorgusuz kişilerin… Sor ki, Cevabını...
Geliyorum demeden gelen görünmez bir kaza misali, Çarptı gönül denen arabam kalbinin taş duvarına… Bilirkişi beni kusurlu buldu, 8’de 8 yazdı soğuk raporuna… Tüm dikkatim yoldaydı oysa gönül...
Vapurları bilir misin? Ardında köpük köpük yollar bırakan… İnsanları bilir misin? Ardında nemli yaşlı gözler bırakan… Peki ya seni bilir misin? Beni ardında Yaşlı yollarla Köpük köpük...
Karanlığın kasvetine özgü acılarım var yüreğimde, İşlenmemiş cinayetlerin katili gibiyim. Sen güllerin kıskandığı beyazsın, Ben aydınlığın bittiği karanlık gibiyim.
Limanlar vardır, Yıl boyunca onlarca gemi barındıran. Ve limanlar vardır, Ömrü boyunca yüreğinde tek bir gemi saklayan. Gemilerin de liman liman dolaştığı, Uçsuz bucaksız denizler vardır, Üzerinde, henüz bir limandan ayrılmış, Ancak...
Düşleri mi küçülür insanların büyüdükçe, Gerçekler mi büyür yoksa gün geçtikçe? Bir çocuk düşünün… Gelecekte her şeye sahip olacağına inanan, Söylenen en ufacık yalanlara safça kanan, Saflığıyla mutlu, mutluluğuyla...
Bu akşam başka… Ne gelen var beklediğim uzak kalabalıklardan, Ne de soran baş harfini unuttuğum adımı hatırlatan… Bu akşam başka… Artık güldüremiyorum ağlayan bebekleri, Ve gülüşleri de artık gülümsetmiyor beni… Bu...
Bir gün daha geçti ömrümden, Geriye bakmaların zorlaştığı, Önümüyse görmekte zorlandığım, Bir gün daha geçti ömrümden… Hızlanıyor muydu zaman, Yoksa yavaşlayan ben miydim? Gelmiyor muydu giden, Yoksa gidemiyor muydum...
Bir düştü belki de… Seni gördüğüm günden beri, Ne uyku girdi gözlerime, Ne gözlerim bakar oldu sensizliklere… Seni duyduğumdan beri, Konuşamıyorum kimseyle, Görüşmüyor kimse benimle… Yalnız kalmayı istedim mi, Yalnızlık mı beni seçti, Bilmezken...
Bir bulutun içine saklanmış yağmur taneciği, Yavaş yavaş inerken arkadaşları yeryüzüne, Kalmak ister zamanı gelince ineceğini bile bile… Bir bulutun içine saklanmış yağmur taneciği, Ömrü kısa olan uzun bir...
Hayallerini yıkanlar olacaktır, En zor günlerinde, Yalnız kalsan da bir köşede, Yüreğin, başını dik tutacaktır… Gücünü yitirecek düşeceksindir de, Kim bilir, belki bu yarın olacak, Ruhun kimsesizliğin kollarında kalacak, Yüreğinse “neden ben?...
Bir yolun sonundayım şimdi, Gidilecek yerlerden henüz dönerken, Bir kuşun kanadında, bir kuş misali, Bitirmek ve gitmek için çok mu erken? Çok mu erken, ya da geç...
Zamanın az, Mevsimin yaz, Elimde saz olduğu bir dönemde… Kalbimin boş, Odamın loş, “Bekliyorum, koş” dediğim bir gecede… Tek başına, Yanı başıma, Gözümün sensiz yaşına gel… Gel ki, Küllerin soğuduğu ateşin yıllar önce yaktığı kalbim, Atmaya...
Her nefes çekişte ciğerlerine sigaranın zararları ile birlikte, zehrimsi hayatını çeken tiryaki, Atmosfere bıraktığı dumanın içinde karbon monoksit yaşanamamışlıklarının olduğunu bilir mi ki? Gördüğü her reel...